Karda Yürüyen Adam


Arkamdan çevirdikleri dolapları seziyordum ama insan konduramıyor işte. Azıcık sesli öksürsem ürken Seniha, benim kızacağımı bildiği için yapamaz diyordum. Yine de tetikteydim. Hayatı boyunca benden gizli içtiği sigaranın dumanından başka bir şey üflememiş Seniha, çocukluğumdan beri yanımdan ayırmadığım trompetin benim duyularımı nasıl uyanık tutuğunu bilemezdi doğrusu.

Gece yarısı fısır fısır konuşurken yakaladım onu. Güya uyumuş numarası yaptım. Horladım yalandan. Benimki inandı daldığıma. Kalktı gitti yataktan. Buz gibi havada balkon kapısının açıldığını derin uykuda olsam da anlardım ya, uyumamıştım zaten. Sigarasının kokusu dışarıdan gelen kömür kokusuna karıştı. Sessizce yürüdüm parmak uçlarımda. Ağlıyor gibiydi. Kesik kesik konuşuyor ,”Tamam tamam sen üzülme artık ben sabah erkenden gelirim. Doktora gidiyorum derim, tahliller uzadı derim, sen düşünme bunları. Mürüvvet Hanım’a bırakıver, oradan alırım kızı “ diyordu.

O anda havanın ayazından çok, elinde sigarası, sırtı bana dönük duran kadının soğukkanlı yalanlarından üşüdüm. İçim buz gibi oldu. Kadın dediğin, kendi yazdığı senaryoda, istediğini istediği gibi oynatacağını sanan bir yönetmendir benim nazarımda. Ama Seniha ayrı tutardım. Dürüst namuslu, hanımefendi Seniha, demek, yarın sabah gözünü kırpmadan yalan söyleyecekti bana.

“Bu benim hayatım. Sen git de yirmi yaşındaki toy delikanlıların, ruhsuzca marş çaldığı orkestranı yönet, artık beni yönetemezsin. Senin zibidi deyip beğenmediğin, beni layık görmediğin adam gerçek bir müzisyen. Sen ise, önüne konan parçanın notalarına tekdüze bir şekilde basıp duygusuzca çalan bir trompetçiden başka bir şey değilsin! Sen benim komutanım değilsin! . ” Diyerek kapıyı çarpıp gittiğinden beri kırılan gururumun parçalarını toplamakla uğraşıyorum. Duygusuz değildim ben. Küstah kız, zibidi bir müzisyen için bizi terk edip gidene kadar onurum her şeyden, herkesten önemliydi. Oysa artık insan içine çıkamaz haldeyim. En fenası dudaklarım kanayıncaya kadar çaldığım trompetime elim bir türlü gitmiyor.

Evet, Seniha Hanım! Demek sevgili kızınla bir olup beni uyuttunuz yıllar boyu. Beni parmağında oynatacaktın öyle mi? Ben koskoca emekli bando başçavuş Ekrem Vatansever tongaya düşmem bunu kafanıza koyun. Kızın da, sen de beni bir kez daha kıramayacaksınız. Buna asla izin vermeyeceğim. Nasıl da çektim kapıyı üzerinden! Nasıl da kilitledim seni. Çık bakalım çıkabilirsen o evden. Git sevgili kızına hadi bekletme. Beni bu karda ayazda sokaklara döken sensin unutma. Mübarek hava da ne ayaz yaptı. Üşümedim desem yalan olur ama senin ağlamalarını duymamak için gelmeyeceğim bir süre boşuna bekleme. İncecik gömleğinle açık camın önünde durup parka bakarak bana acı çektireceğini de düşünme. Biliyorum beni üzmeye çalışıyorsun ama nafile. Seni gördüğümü biliyorsun ya vicdan azabı yaşatmaya çalışıyorsun bana. Boşuna uğraşma Seniha! Biliyorsun ben duygusuz bir trompetçiden başka bir şey değilim. Ne dedim sana, benim evimde benim kurallarım geçerlidir bundan böyle. Ben koskoca bando şefi Ekrem Vatansever’im, sense benim çalgılarımdan birisin. Bunu da böyle bil!

Öykü: © Semra Yurt Akgül, 2017
Fotoğraf: © A.Tufan Palalı, 2012

Kategoriler:ana sayfa/home pageEtiketler:, , ,