Ankara Metrosu /Ankara Subway (Türkiye), Kolej-Batıkent Line

“Nesne” kendi isteği dışında teşhire zorlanmış olsa da, onun izlenmek gibi bir kaygısı yoktur. Onun öz varlığını fark edemeyen biri, neyi görmek ister?

Tanımlanmaya ihtiyacı olmayan nesne zorla çeşitli kalıplara sokulmaya çalışılıyordur ki, bu saldırı nesnenin yitip, yok olmasına kadar devam eder. Değiştirilerek öz varlığı iğfal edilen nesne bu ahlaksız müdahaleye aldatarak karşılık verir. Kendi kontrolü dışında gelişen geçici indirgenmelerle “dönüştürülen nesne”, zaten “yanılsamaya” sebep olarak duruşunu göstermiştir bile.

Tüm bu ardışık ve karşılıklı müdahaleler, nesneye bir zarar vermez, asıl zarara uğrayan onu teşhire zorlayıp, sınırlandırandır. Çünkü nesne tüm bu olan bitene kayıtsızdır ve bir süre için geçici bir illüzyona, bir hayalete dönüşmüştür. Bu “geçici dönüşüm”, onu kalıba sokanların ömrü kadardır ve çok geçmeden nesne kendini sıfır boyutuna kalibre ederek yoluna devam eder.

Peki, nesne bakış açısından kurtarılabilir mi?

Bu deneme, 2010 yılında, Ankara Metrosu Kolej-Batıkent hattında kaydedilen 550 ardışık fotoğraftan oluşmaktadır. Zamansız bir odaklanmanın sağlanması ve düşüncenin algıdan bağımsızlaştırılmasını teminen, kayıt; göğüs hizasına sabitlenen bir fotoğraf makinesinin, gömlek altından pantolon cebine ulaşan saklanmış bir deklanşör kablosu ile ardı ardına tetiklenmesi ile gerçekleştirildi. Kayıt esnasında, kompozisyon oluşturacak bir hedefe “yönelmek ya da yönelmemek” yerine rota olabildiğince doğal bir seyirle kat edilmeye çalışıldı.

Denemenin sonunda, daha önceden tasarlamadığım, denemeyi bütünüyle anlamsızlığa götüren bir şey fark ettim; içgüdüsel bir yürüme tercihim vardı, mesela; metroya girdikten sonra karşılaştığım ikinci çıkış merdivenlerin başına geldiğimde basamaklı merdivenler yerine yürüyen merdivenlere yöneliyordum!

Kişisel bir mekanizma örüntüsü ile çalışan itkimin uzantısı olan “akış”; makineyi elime almamış olmamı, gelişi güzel deklanşöre basıyor olmamı, odaklama yapmıyor olmamı etkisiz kılıyor ve nesneyi benim bakışımdan kurtarma çabamı yine yok ediyordu, deneme çöktü…

ve nesne aklın odaklanması (kalbin ve gözün de…) hapsinden kurtulamadı…
/
Ankara Subway (Türkiye) / Kolej – Batıkent Line
Even when an object is unwillingly forced to exhibit itself, it still has no problem being observed. If a person is not interested in seeing the essence of an object, what do they want to see?

Forcing an object that doesn’t need to be known into different molds is tantamount to launching an attack that kills the object and erases all evidence of its existence. The object that has been seduced and had its essence changed, responds with deception to this wanton intervention. Due to developments beyond its control, this temporarily underestimated “transformed object” already displays its resistance as an “illusion.”

None of these sequential and corresponding attacks harm the object, the one who is really harmed is the one who tries to limit the object. For the object is impartial to all of these, and for a time has become a ghost, an illusion. This “temporary transformation” lasts as long as the life of the one who tries to limit it and the object continues down the road of calibration to the point of zero.

Can the object be saved from a dependent perspective?

This series consists of 550 consecutive photographs taken on the Kolej-Batıkent line of the Ankara (Turkiye) Underground Metro in 2010. Guaranteeing the untimely focusing and omitting the personel approaching ,the photographs were taken by constantly pushing the button on a shutter release cable that ran under my shirt to my trousers’ pocket and was attached to a camera fixed at chest level.  During the record, the route was tried to be taken naturally instead of ‘focusing or not focusing’ on the target that could do a composition. I tried to act as much as possible like a regular commuter rather than worry about focusing or not focusing on the subjects.

At the end of the trial, I realized something that I hadn’t planned that took this project to the point of absurdity; for example, when approaching the foot of the second flight of stairs, I instinctively chose to take the escalator!

This was the “flow” of my personal pattern but it was this flow which was interfering with the idea of not taking the camera into my hands, focusing on a target, pushing the shutter release randomly. This “personal flow” negated my attempts to free the object from my own perspective, my attempt failed…

and the object hasn’t been broken loose from focusing of the mind (and also from the heart and the eye…)

Ek bilgiler/Further information:
Foto-video’da…/In the Photo-video…
İlk fotoğraf kayıt zamanı/Shooting time of the first photo: 28.05.2010 17:11

Son fotoğraf kayıt zamanı/Shooting time of the last photo: 28.05.2010 17:54
Süreç hakkında…/About the operation…
Foto-film kayıt süresi/Photo-film operation time: 43 dakika/min.
Kat edilen mesafe/Distance covered: 15.3km*/9,5 miles*
*yaklaşık/approximately
Ses kayıtlarında geçen bir diyalog/A dialogue in the sound record
-Ulus’a gidiyor mu?/To the Ulus Station?
-Ulus, ulus, Metro bu! Kızılay! Evet, gidiyor, gidiyor…/Ulus, ulus, This is Metro, Here is Kızılay, Yes, it goes there, goes there…