“Geçmişe dönün, eskiden nasıl hissediyorsanız, öyle hissetmeye çalışın” / “Returnto the past, how you used to feel, try to feel like that”

Metallica 2008 İstanbul Konseri / 27 Temmuz 2008
“Paranın yükselişi/sanatın düşüşü” alegorisinin kendini iyiden iyiye gösterdiği 20yy son çeyreğinde, hastalanmaya başlayan bir başka alanda müzikti. Özellikle, 20yy sonlarına doğru popüler kültüre yönelim gösteren müzik gruplarından biri olan Metallica alıştığımız performansından uzaklaşmıştı. Varoluş çizgisinden uzaklaştıkça, gerçek takipçilerini kaybedip, popüler kültürün çocuğu olan “cön cön” kitlesince kuşatıldılar. Cön cön kitlesinin elbette bir önemi vardı; “para”
Grup üyeleri parayla kasalarını iyice doldurduklarını düşünmüş olacaklar ki, saçları dökülüp göbeklerinin sarkmaya başladıkları ileri dönemde bu tadı kaçmış meseleyle ilgilenmeye başladılar. Grubun eskiye dönüş kararı, prodüktör Rick Rubin’le yaptığı anlaşma ile kendini gösterdi. Rubin; zamanında Slayer, Red Hot Chilli Peppers, AC/DC gibi önemli gruplarla çalışmış biri olarak dünyanın en iyi prodüktörleri arasında olduğu kabul edilir. Kasalarında biriken dolarların önemli bir miktarını bu iş için ortaya koyup Rubin’in kapısını çaldılar. Rubinin önerisi kısa ve net oldu;
“geçmişe dönün, eskiden nasıl hissediyorsanız, öyle hissetmeye çalışın”
İşte, Amerikalı grubun 2008 İstanbul konseri, zamanlama itibarı ile tam da bu değişimin izlenebileceği yerlerden biriydi. Üçüncü dünya ülkelerinde verdikleri konserlerde popüler parçalar çalan grup, İstanbul’da nasıl bir politika izleyecekti ve eğer bu dönüşüm hikâyesi gerçekse, eski sevgili ile yeni “bir tecrübe” ne kadar etkili olacaktı?
/
Returnto the Past, How You Used to Feel, Try to Feel Like That
Metallica Istanbul Concert 27 July 2008
The allegory, “As money increases/ art decreases,” was well observed in the last quarter of the 20th century, music was another victim.  Especially as the 20th century drew to a close, Metallica one of the music groups that showed the way for popular culture, began to move away from the performances we were used to.  As they moved, the true followers were lost and the children of popular culture were encircled by a mass of “jin jin” noise.  Of course the “jin jin” mass had a meaning; “money.”
They were thinking how they could keep the money flowing, as the years past and their hair began to fall out and their bellies began to bulge, they started taking an interest in whether or not they had lost the fire. The group’s decision to return to the old days manifested itself in an agreement with Rick Rubin.  Rick Rubin, over time was accepted to be the world’s best producer through his work with such important groups as Slayer, Red Hot Chilli Peppers and AC/DC.  As the money accumulated they put up a large amount of it and knocked on Rubin’s door.  Rubin’s advice was short and direct;
“Return to the past, how you used to feel, try to feel like that.”
So it was that, the American group’s 2008 Istanbul concert was the time and place to truly observe this change.  The group played its most popular songs for its concerts in the third world.  In Istanbul the group could follow this policy, find out if this conversion story was true and how effective the old love and “new experience” could be.

Konserde yer alan parçaları söyleniş sırasına göre vererek konser izlenimlerime bir giriş yapmak istiyorum, sonra biraz daha ayrıntıya gireriz;

giriş fon: ac/dc-ecstasy of gold
1-creeping death – light the lighting (1984)
2-for whom the bell tolls– light the lighting (1984)
3-ride the lighting – ride the lighting (1984)
4-orion – master of puppets (1986)*
5-harvester of sorrow – and justice for all (1989)
6-bleeding me- load (1986)
7-sanitarium (welcome home) – master of puppets (1986)
8-leper messiah – master of puppets (1986)
9-devils dance – re load (1997)
10-and justice for all – and justice for all (1988)
11-no remorse – kill’em all (1983)
12-fade to black– light the lighting (1984)
13-master of puppets – master of puppets (1986)
14-whıplash – kill’em all (1983)
15-nothıng else matters – metallica (1991)
16-sad but true – metallica (1991)
17-one – and justice for all (1989)
18-enter sandman – metallica (1991)
19-last caress The $5.98 E.P.: Garage Days Re-Revisited (1987)
20-die,die my darling – garage inc. (1998)
21-motorbreath – kill’em all (1983)
22-seek and destroy – kill’em all (1983)

Şimdiye kadar 11 stüdyo albümü çıkaran grubun İstanbul-2008 konserinde sunmayı tercih ettiği 22 parçanın, 14 parçasının ilk dört albümden olması yine dikkati çeken bir başka ilginç durum. Bir başka bakışla grup son iki albümünden hiç parça çalmadı. *4. sırada ki “Orion” isimli parçayı nedense sadece yarım geçtiler, tamamını çalmadılar ama ben yine de listeye ekledim. “Orion”, grubun 1986 çıkışlı “master of puppets” albümünün tek enstrümantal parçasıdır. Grubun kuruluşundan bu yana yer alan ve 1986 yılında 24 yaşındayken ölen grubun basçısı Cliff Burton ile özdeşleşen bu parçayı, sanırım onun anısına bir miktar çalıp, arkadaşlarını anmak istediler.

Konserle ilgili ilginç enstantelerden bahsetmek istiyorum. Evvela İstanbul seyircisini yürekten tebrik ediyorum. Tek kelime ile dört dörtlük bir seyirciydi. James Hatfield’ in creeping death‘ in orta kısmında seyircinin “die! die! die!” diye bağırdığı sırada elleriyle kulaklarını kapatması ve “you dont only look good you also sound good” demesi seyirciyi en iyi tarif eden sözcükler olarak hafızalarda kaldı. Ayrıca, Metallica’nın sahne almasını beklerken sabırsızlanan seyircinin tribünlerdeki Meksika gösterisi futbol maçlarını kıskandıracak güzellikteydi, ardı ardına en az 10 kez tur attı.

Komik olan bir başka enstantane de Hatfield ile seyircinin anlaşamadığı şu karşılıklı konuşma oldu;

James – bu istanbuldaki izlediği ilk metallica konseri olanlar el kaldırsın? hemen hemen tüm seyirci el kaldırıyor james)- ikinci kez izleyen? yine kalabalıktan bir kısım azınlık el kaldırıyor james- üçüncü kez izleyen var mı? yine kalabalıktan bir kısım el kaldırıyor james- üçten fazla, 5-10 kez izleyen kalabalık yine el kaldırınca, hadfield izleyicinin kendisini anlamadığını görüyor ve “thats bullshit man, bullshit” diyor ve boş verin bu gece ortak dilimiz metallica diyerek parçalara devam ediyor :)

Konser alanında bir bardak su 2 YTL, köfte ekmek 8 YTL, soğuk sandviç 5 YTL’ye, kola da 4 YTL’ye satıldı. Bira küçük (25occ) bardakta satıldı ve fiyatı 5YTL idi. Ayrıca; saha içinde metallica ve pentagram’a ait satış stantları yer aldı. Tişörtler 35 YTL, CD’ler de konser DVD’leri 50 YTL, CD’leri ise 10-50 YTL arasında değişen fiyatlarla satıldı. Bira dışarıda 3-7 YTL arasında, tişörtler de 20-35 YTL. arasında satıldı. Korsan bilet satışı oldukça fazla idi, konsere biletsiz gelseniz çok abartı yüksek fiyatlara olmayan bir bilet bulabilirdiniz. Yani, saha içi normalde 85 YTL idi, karaborsa fiyatı 100 YTL. kadardı (Bu yazının kaleme alındığı tarihte 1YTL, 1,20 US $).

Hatfield konserin sonuna doğru, hatta bittiğini düşündüğüm bir anda “you know why i’m here? diye sordu seyircilere, seyirci her zamanki gibi “yeah” diye karşılık verdi :) Hatfield bu kez “cuz i fuckin’ love this!” diyip, 87 albümü The $5.98 E.P.: Garage Days Re-Revisited’den “last caress” parçasına girdi. İşte o an benim bittiğim andı, çünkü bu parça ile metallicayı sanki 20 sene öncesinin performansı ile dinliyordum ve lise yıllarımın flaş parçasını ilk ağızdan dinlemek inanılmaz keyifli olmuştu.

“one” parçasında ortaya koydukları sahne şovu izlenmeye değerdi, seyirciyi müthiş coşturdu. Savaş alanındaymışçasına güçlü sesler, ışık ve fişek gösterisi vardı.

Bu arada, kullandıkları ses ve görüntü sistemleri konserin kalitesini bir kat daha arttırdı ama özellikle ses sisteminin kalitesi oldukça iyiydi. inanılmaz kaliteliydi; her bir aletin en ufak tınısı bile o kadar kalabalığa rağmen rahatça seçilebiliyordu. Konser görüntüleri ise izleyiciye ortadaki devasa olmak üzere 3 ayrı dev ekrandan sunuldu ki konseri en ölü noktadan izleyenler bile hiçbir şey kaçırmadılar.

Gurubun eylül-2008’de piyasaya çıkacak 12. stüdyo albümü “death magnetic”, Rick Rubin imzalı olacağından, bu albümün ilginç, keyif veren ve iyi bir albüm olacağını düşünüyorum. Kaçırmayın derim.

Türkiye dışında verdikleri diğer 2008 konserlerinin hepsinde de gurubun geriye dönüşüne ilişkin güçlü sinyaller veren konserler verdiler. Bu konser de Metallica’nın özüne dönüşünün açık bir göstergesiydi bana göre. “Yaşlandılar, geriye dönüş için çok geç olmadı mı?” sorusuna vereceğim cevap ise ancak şöyle olur; konser boyunca gerek ayakta durduğumdan dolayı yorulmuş olmam ve susamam, tuvalet ihtiyaçlarımla birlikte verdiğim tüm aralar boyunca onlar sahneden hiç inmediler ve 22 parça boyunca dinamizmlerinden hiç ödün vermediler. Bence nereden bakarsanız bakın bu grubun, temiz bir on senesi daha var.

İçeri girişte arama yapmadılar. İnternet sitesi ve bilet üzerinde, fotoğraf makinesi getirilmemesi hususunda dikkat çekici uyarılar vardı ama en ufak bir arama olmadı. Ama duyduğuma göre bazı kapılarda arama olmuş. İçeride bırakın fotoğraf makinesini birçok video kamera bile gördüm, rahatlığı siz düşünün :)

Konseri en rahat izleyenler tirübün seyircileri oldu; konser başlayana kadar ön grupları oturarak izlediler ve yiyip içerek enerji topladılar, sonrasında da tüm kapılar açıldığı için isteyen sahne içine inip sahne içinde konser izlemenin tadını çıkarttı.

Ruhunuzu sevin, onu müziksiz bırakmayın ;)