Öz, Yapı, Postyapı ve Varoluş

Özcü düşünce, nesneyi stabil bir form (öz) üzerinden değerlendirdiği için dogma, statükocu ve tutucu kavramlar üretir, bu tıpkı bir renkli olmayı hak etmiş bir fotoğraftaki canlı renkleri, bir yazılım aracılığı ile duetone bir form üzerinden göstermeye benzer; sonuçta kimi renkler dışlanmıştır.
Özcü düşüncenin toplumdaki karşılığı; bir meseleyi onu oluşturan tüm sebeplerle düşünülmesi gerekliliği yerine, özcü normlarla değerlendirilmesine tekabül eder, böylece keyfiliğin egemen kılınmasının önü açılmış, kültüre özgü anlam evrenselliğe taşınmıştır.
Postyapı, “dışarısı” kavramı ile özcülükle ortaya konan yapıyı dışlayan, anlamı merkezin dışında da arayan, çoklu, bitimsiz bir kalkış noktası önererek özneye yapılan yapısal kuşatma kalesini yıkmaya çalışıp, her varlığı kendi oluşu içinde değerlendiren varoluşu tartışmaya açar.
Ve belki de böylece, yüzleşme bilincine erişmiş insan ölümlü olduğunu hatırlayacak ve öz algısının içerisinde kendini tanımlayarak, ‘değeri’ yaşamının merkezine almayı başaracaktır.
..