Nick Cave and The Bad Seeds, Küçükçiftlik Park, İstanbul, Temmuz 2018


Etraftaki vahşi imar yayılımına bakınca, yutulacak sıradaki mekân gibi duran Küçükçiftlik Park’ın, özleyeceğim! o eksik, derbeder ama samimi alanında ‘tat veren coşkulu bir kalabalıkla’ başladı konser. Ölen evladı Arthur’a ağıtlarla geçen giriş bölümünü kapatırken Cave, ben de İstanbul’un hatıra yüklü havasına karışan melodilerle, bir “Yıldız” gibi parlayıp kaybolanı düşündüm….. Açıklanan bir çalgı listesi (setlist) vardı Cave’in ama ‘O’ bu liste yerine, o anda orada aldığı enerjiye göre şekillendirdi konserini… Başyapıtlarını ardı ardına sıralarken Cave; ‘Do You Love Me, Into My Arms, The Ship Song’ en çok eşlik edilen parçalar oldular. Artan duygu yoğunluğu ‘Tupelo’ kasırgasıyla  karıştı İstanbul’a.. (11.parça)

“Jübile Sokağı’nda Bee adında, geçmişi olmayan kızın hikâyesinde; mesele yalnızca küçük siyah bir deftere sahip olması” diyordu Cave.. Trier’in Dogville’indeki ‘masumunu andıran bu kıza’ şöyle sesleniyordu şarkı sözlerinde, Cave: “Git evlat, git  ve gör! Gözyaşı döken kadınları, erkekleri ve tüm insanlığı.. (12. ve 13. parça)

Weeping Song’u sahneden inip, adeta ‘aramıza dalarak’ söyledi, Cave.. Sonra “Stagger Lee” ile sarsıldı Küçükçiftlik Park, gözyaşı döken masumun öfkesini imlercesine..

© A.Tufan Palalı, 2018

Stagger Lee: Aşağılık göt, benim kim olduğumu biliyo-musun, ha? Söyle iT! Kim olduğumu biliyo-musun?
Barmen: Bilmiyorum ve sikimde değil!
S.L.: Bak barmen! Şunu bil ki, ben bitirim Stagger Lee’yim, hatta Stagger Lee BEY’im!
B: Eveet, adını sen daha gelmeden duydum daa.. her gün senin gibi bi-sürü orospu çocuğunun götünü tekmeliyorum ben, Stagger Lee bey!”
(Bunlar barmenin söylediği son sözlerdi….)
(14.parça)

Sürece tabi tutulan her şey nasıl er geç görünmez oluyorsa sonunda; konserde, geriye ‘tatlı yalancı mutluluklarını’ bırakarak öylece bitti.. Musiki üstatlarının İstanbul’a eskisi gibi gelmediği bu dar yıllarda, yılı kurtaran bu muhteşem konserden ayrılırken, onbeşinci parçanın kulaklarımda kalan tınısı yankılanıyordu hâlâ: “PUSH THE SKY AWAY..  KEEP ON PUSHING, KEEP ON PUSHING, PUSH THE SKY AWAY…”

Not1.Muhtemelen bu Cave’i, 14 yıl aradan sonra tekrar geldiği İstanbul’daki son görüşümdü.
Not2.Bir hayranının üstünden çıkardığı ‘Cave baskılı’ tshirtü, Cave’in minnetle kabul etmesi gecenin en dokunaklı ânı oldu.
Not3.Sahneye yakışıksız atlayan izleyicinin yakasına yapışan Cave, ikna olmasaydı indirecekti adamı :)
Not4.Bizdeki fotoğraf çektirmeme kaprisli ‘müzikçilerin!’ aksine; müzisyen Cave hiç takılmadı böyle şeylere, icrasına konsantre oldu yalnızca..
Not5.Konser setlisti ve konserde kaydettiğim kimi videolar:
1-jesus alone
2-magneto Θ
3-do you love me
4-from her to eternity
5-mercy seat (setlistte olmayan bu parça seyirci isteğiyle çalındı)
6-red right hand Θ
7-into my arms
8-shoot me down
9-the ship song
10-girl in amber 
11-tupelo 
12-jubelee street Θ
13-weeping song  
14-stagger lee 
15-push the sky away 
(encore)
16-city of refuge Θ
17-rings of saturn

read text in EN Θ
Yukarıdaki fotoğrafların çekiminde kullanılan 3200 ASA Film deneyimi hakkında Θ

Kategoriler:ana sayfa/home page